Merkez Tanıtımı

Alman Hukuku, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri Türk Hukuku’nu etkilemiştir, bu etki bazen dolaylı bazen de doğrudan olmuştur. Cumhuriyetin kuruluşundan sonra üzerinde büyük bir alman etkisi bulunan İsviçre Medeni Kanunu’nun alınması, Alman Ceza Muhakemesi Kanunu’nun önemli bir kısmının Türk Ceza Muhakemesi Kanunu olarak kabul edilmesi ve yine Alman Hukukçusu Ernst Hirsch´in katkılarıyla büyük ölçüde Alman Hukuku’ndan etkilenerek hazırlanmış olan Türk Ticaret Kanunu’nda görülmektedir. İkinci Dünya Savaşından önce Türkiye´ye yerleşen Alman hukuk profesörleri Ankara Hukuk ve İstanbul Hukuk Fakültelerinde çok sayıda hoca yetiştirmişlerdir, daha sonra Almanya´da öğrenim gören, doktora yapan hukukçular bugünkü hukukçu kuşakları oluşturmaktadır. Anayasa Hukuku’nda Alman Anayasa Hukuku 1961 Anayasasında ve 1982 Anasayasındaki bir çok kurumu, örneğin Anayasa Mahkemesi ve temel hakları etkilemiştir. Halen Anayasa tartışmalarında, mevcut taslaklarda Alman Anayasa Hukuku’nun etkileri örneğin insan onuru kavramı (Alman Anayası Md. 1) ile kendini göstermektedir.

Yeni tarihli yasalarımızda Ceza Kanunu, Ceza Usul Yasası, Hukuk Usulü ve Ticaret Hukukunda Alman Hukuku’nun doğrudan etkisi çok belirgindir. Örneğin 2004 yılında TBMM’nde kabul edilerek 2005 yılında yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun, Bölge Adliye Mahkemeleri ve İlkderece Mahkemelerinin Kuruluşu Hakkında Kanun ile TBMM tarafından kabul edilmekle birlikte 2012 yılında yürürlüğe girecek yeni Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu da Alman mevzuatı model alınarak hazırlanmıştır.

Alman Hukuku dolaylı etkisini Avrupa Hukuku üzerinden de göstermektedir, örneğin Avrupa Temel Haklar Şartında bu etkiyi görmekteyiz.

Alman hukuku dogmatik güçlülüğü nedeniyle sadece Avusturya, İsviçre gibi almanca konuşan ülkelerde değil, Japonya, Tayvan, Güney Kore, Yunanistan, Portekiz, Güney Amerika ülkelerinde son derece etkilidir. Rusya Federasyonu ülkeleri, yeni A.B ülkeleri, Çin, Vietnam gibi ülkeler yeni yasalarında model olarak Almanya´dan yararlanmaktadır. Özellikle eski SSCB ülkelerinden ülkemize öğrenim için gelen öğrenciler için bunun önemi büyüktür. Çünkü tüm bu ülkeler son 10 yıl içinde temel kanunlarını Alman mevzuatına göre yeni baştan yapmışlardır.

Bu nedenle, bu hukuk sistemi Türkiye için özel bir önem taşımaktadır, eğer kendi sistemimizde hukuk resepsiyonu yapmışsak orijinali tanıma, onun gelişmelerini, sorunları, aktüel tartışmaları, uygulamasını takip etmek gerekir. Halen yalnızca Alman mevzuatının değil, bilimsel çalışmaları ile yargı kararlarının ülkemizdeki bilimsel çalışmalar ve yargı uygulamasında birinci derecede etken olduğu bir gerçektir.

Ayrıca Türk Hukukunda mevcut olmayan bir çok hukuki kurum ve uygulamanın Alman Hukukunda mevcudiyeti nedeniyle bu kurum ve uygulamaların Türk Hukukçularına tanıtılması bu araştırma merkezinin faaliyetleri içinde olacaktır.

Özel Hukuk açısından Almanya ile bağlantılı bazı ihtilaflarda Alman Hukukunun uygulanması kararlaştırılmakta veya Türk Milletlerarası Hukuk kuralları gereğince Alman Hukuku uygulanmak zorundadır. Bu durumda Türkiye´de mahkemeler veya hakemler bu konuda rapor alacak bir kurum bulamamaktadır. Araştırma merkezi bu tür raporları hazırlayabilecektir.

Aynı şekilde TCK.nun 19. maddesi uyarınca yurtdışında işlenen suçlarda Türk ve yabancı ülke mevzuatlarının karşılaştırılarak, istisnai durumlar hariç, sanık lehine yabancı mevzuata göre uygulama yapılması gerekmektedir. Bu hüküm nedeniyle, yabancı ülkelerde ve özellikle Almanya’da işlenen suçlar açısından mevzuata ve yargı uygulamasına ilişkin veriler açısından ciddi adli yardımlaşma ihtiyacı doğmaktadır. Mahkemelerin bilirkişilik kurumu olarak bu merkezden, bu yöndeki hukuki ve bilimsel verileri hızlı ve sağlıklı biçimde edinmesi ülkemiz yargısına da önemli hizmet sunacaktır.

Araştırma merkezi akademisyen mübadelesi, düzenleyici bilimsel toplantılar, çıkartacağı yayınlarla, hazırlayacağı ve hazırlatacağı çevirilerle hem iki ülke arasında hem de tüm mevzuatını Almanya’dan alan eski SSCB ülkeleri ve diğer komşu ülkelerimiz arasında önemli bir köprü oluşturacaktır.

Merkezi veya acentaları ya da temsilcilikleri ülkemizde bulunan Alman ile ülkemiz kişi kurumlarının yaşayabilecekleri hukuksal sorunlarda da bilirkişilik kurumu olarak hizmet verebilecek bu merkez, YÖK ve Adalet Bakanlığı’nın mevzuat çalışmalarında, eğitimle ilgili işbirliği girişimlerinde ve üniversitelerin Alman Üniversiteleri ile öğrenci ve akademisyen değişiminde güvenilir yardımcı bir kaynak olacaktır.

Merkezde görev alacak Türk ve Alman öğretim üyeleri, Üniversitemiz bünyesinde ve Türkiye’deki diğer üniversitelerdeki uzmanlık konularıyla ilgili eğitime destek verecek, yeterli kadroya ulaştığında lisansütü eğitimlerde aktif görev alacak, düzenleyeceği bilimsel etkinlikler ve yayınlayacağı bilimsel yayınlarla ülkemiz akademik yaşamına önemli kazanımlar sağlayacaktır.

Ayrıca ülkemizde oldukça eksik olan ve büyük ihtiyaç duyulan karşılaştırmalı hukuk çalışmaları önemli bir seviyeye çıkarılacaktır.

AB fonları ve Alman Adalet Bakanlığı ile diğer Alman resmi veya özel kurumlarından sağlanacak destekle önemli bilimsel araştırmalar yapılarak, kanunkoyuculara ve bilim insanlarına katkı sağlanacaktır. Burada ülkemizdeki toplumsal sorunlar bağlamında da Türk ve Alman bilim insanları müşterek bilimsel çözümler üretecekler, ilgili yasama ve yürütme erki temsilcileriyle koordinasyonlu olarak katkı sağlayacaklardır.

Merkez, Erasmus-Sokrates ve benzeri kurumlarla öğrenci ve akademisyen değişimine destek verecek, bunu yaygınlaştıracak, diğer ülkelerle Avrupa arasında köprü vazifesini görecektir.

Hem sağlanacak maddi kaynaklarla orijinal yabancı mevzuat ve önemli bilimsel eserler, yargı içtihatları ve diğer çalışmalar Türkçe diline çevrilerek yayınlanacak hem de yabancı dilde yapılacak yayınlarla da Avrupa ülkelerine Türk bilim insanlarının çalışmaları ve görüşleri aktarılacaktır.